Kalbim, kalbim duruyor yahut uçuyor mu bilemiyorum. Geliyor karşıdan. Ne zaman görsem onu renkler sıcaklaşıyor. Dünyam aydınlanıyor. Çiçekler açıyor en kara kışta. Pamuklardan beyaz tenine gözünün, yüzünün renkleri nasıl da yakışıyor. Kiraz çiçeklerinin renginde yanakları, dudakları. Gözlerine nasıl anlatsam, üç renk hakim. Kendisi kadar eşsiz. Göz bebeğinin etrafı tatlı bir toprak ortaya doğru ormanlar hakim son halkasını gökyüzü tamamlıyor. Yaşam onun gözlerinde. Gözleri, gözleri ise benim gözlerimde. Yaradana ne kadar yalvarsam bu gözler hep benim gözlerimde olur? Yaradana ne kadar yalvarsam bu gözler kaçmaz gözlerimden? Ne kadar yalvarsam yaradana onun yaşamla dolu gözleri benim ölümle bir olan kara gözlerimle bir olur?
Kalbim ne oluyor ona pırpır atıyor. İstesen de havalanamazsın bilmiyor musun kalbim? Uçamazsın, konamazsın. O kalpte yuva kuramazsın. Niye kıvranıp çırpınıyorsun? Sessizce bekle. Kaçamak bakışlar atma o gözlere. Gecenin siyahı gibi gözleri, yıldızlar parlıyor içinde. Takılıyor belirsiz gözlerim gözlerinin derinliğine. Karşımda duruyor. Sesi ne güzel ruhumu cesaretlendiriyor. Bakışları ne güzel kaybolmama sebep oluyor. Saçları ne kadar da gür. Kıvır kıvır onun gibi hareketli, yaşam dolu. Esmerce böyle. Bıyıkları hilal bıyık. Kurttan kemeri var, boynunda bir zincir. Yiğit mi yiğit, mert mi mert. Gözleri gece kadar derin, yıldızlar gibi ışıltılı. Büyülüyor beni.
Kiraz. Kiraz çok güzel. Kiraz kiraz mevsiminde doğmuş. Kiraz çiçekleri gibi ruhumu okşuyor. Sevmemek mümkün mü Kirazı? Ruhum yoklukta yitse dahi onun ruhunun varlığına çekilirdi. Binlerce kez gelirsem bu dünyaya hangi şekillerde olursa olsun hep seveceğim Kirazı. Kokusunu, renklerini, çiçeklerini, açılışını, dökülüşünü. Her mevsimini seveceğim senin. Böcek olursam ve seni bulamazsam, bir Kiraz ağacı bulacağım. Yine de seveceğim seni. Yerin kat kat altına koysalar beni köklerini bulup seveceğim seni. Çürürsem eğer toprağa karışırsam bir şekilde bulup senin çiçeklerinden doğacağım. Kiraz ben tüm varlığımda, varlığında seni bulacağım.
Ali. Ali çok yiğit. Dürüst. Ülküsü var. Çalışır, çok çalışır. Ne iş bulursa yapar. Köyünü sever. Beni de severmiş. Öyle diyor son mektubunda. Yanıkmış bana. Yangın var yüreğimde. Utandım tabii. Bilmez değilim ama söylenmez bizim buralarda. Gelecekmiş beni istemeye öyle diyor mektupta. Heyecanlıyım. Ali gelecek. Ali’m. Sesli söylemek ne güzel. Ali’m diyebilmek. Açıktan sevebilmek ne güzel. Cüretkarca sevebilmek. Ali, senin beni sevmen beni özgürleştiriyor. İstediğim kadar sevebilirim seni. Sanki sonu yok sevgimin. Gözlerinin içindeki geceye doluyor sevgim. Derinleşiyor derinleşiyor. Yandıkça yanıyorum. Yine de yetmiyor. Defalarca kez gelsem de hayata defalarca yanacağım sana.
Kavuştuk Kirazım seninle. Buna ne kadar kavuşma denilirse. Beş sene oldu evleneli. Beş sene oldu. El toprakları çok zor. Kiraz, burada Kiraz ağaçları yok. Fabrika çok karanlık. Teselli bulduğum masalar zehirliyor beni. Ruhum sancıyor. Seni çok özlüyorum. Toprağımı çok özlüyorum. Tatlı sesini duymayı tatlı sesinden ana dilimi duymayı özlüyorum. Kiraz kokunu özlüyorum. Kiraz seralarını özlüyorum. Orada çalışmayı özlüyorum. Ne de beceriklisin ne de güzelsin Kiraz. Sanıyorlar ki buralarda daha güzelleri varmış. Yalan Kiraz yalan. Yaradan benim için senden güzelini yazmamış Kiraz. Kulaklarım sağır gözlerim kör senden başkasına.
Ali, Ali’m. Ne vakit geleceksin? Beş sene oldu kalbim özgürleşeli. Şimdi yuva yapacak Ali kalbim. Yavrumuz olacak. Yılda bir gelmen yetmiyor Ali. Beş senede beş ay. Ali yuvaya gidip geliyorsun ama artık yuvan kalabalıklaşacak. Sen yuvada değilken bize n’olacak? Oralardan gel. Alamanya mıdır nedir gavur memleketinden gel. Kalbimin kanatları bu yuvayı tek sarmalamaya artık yetmez.
Kiraz, Kiraz’ım. Yavrumuz doğmadan geleceğim yanına. Kucaklayacağız onu birlikte. Biraz daha dayan. Buralarda iş var ekmek var Kiraz. Bir evimiz olacak burada. Biraz daha biriktirmem lazım. Biraz dayan. Yavrumuz gelmeden yuvaya geleceğim sana.
Ali, çok erken ayrıldın yanımızdan. Turan'ın kırkı çıkmadıydı daha. Gurbet ellerde uzaktasın. Yalnızsın. Sık sık hastalanıyormuşsun. Çok yorma kendini. Bekleriz biz seni. Bize dön hep. Bizi unutma oralarda. Onlar yabancı bize unutma. Bize senden ötesi yabancı.
Kiraz, Kiraz’ım. Turan yaşına gelmiştir şimdi. İzlemek isterdim sizi. Yanımda olun isterdim. Canım ne kadar yansada sabrım bitmiş ruhum kıvranıyor olsa da gözüm arkada değil. Sen Kiraz sen yaşamın kendisi nefesimsin. Turan’ı büyütürsün. Turan adı gibi yaşasın. Adı gibi birleştirsin. Bütünlesin. Yakında geleceğim. Beni sizsizlik hasta ediyor. Şafak sayıyorum Kiraz. Karanlık fabrikalarda, rezil masalarda memleketliler memleket kavgası güderken ben memleketim olan seni özlüyorum. Sizi unutmam mümkün değil Kiraz. Ölsem de cesedim size dönecek. Bekle Kiraz geleceğim.
Turan ikisine geldi Ali. Kış kendini gösteriyor. Ruhum daralıyor. Gecenin karanlığı yalnızlaştırıyor beni. Işıldayan gözlerini arıyorum. Karanlık beni yalnızlaştırıyor. Sensizlik beni tüketiyor. Yetim büyüyor sanki Turan. Ağrına gidiyor biliyorum. Bana da ağır geliyor.
Baba, ana dayanamıyorum artık. Dayanamıyorum. Yalnızlıktan öleceğim buralarda. Kirazı gönderin yanıma n’olur. Dayanamıyorum artık. Karanlık fabrikalara, soğuk yemeklere, renksiz sokaklara, sessiz evlere, yabancı insanlara dayanamıyorum. Gücüm kalmadı. Kiraz’ı, Turan’ı yollayın. Benim karım dul mu? Benim oğlum yetim mi? Onlar benim. Canım, kanım, nefesim her şeyim. Ya ben kimsesiz gurbet ellerde. Soğuk çok üşüyorum. Ruhum söndü. Geldiğimde yuvamı alıp gideceğim.
***
-Zaman nasıl geçiyor Kiraz? Alıştın mı buralara?
-Zaman geçmiyor sanki. Buraları bilmem. Senden ötesini bilmem.
-Az kaldı. İkincisi de geliyor. Ne iyi oldu burada olmanız. İkinci evladımın büyüdüğünü göreceğim en azından. Turan'la da geçen zamanı telafi ederiz. Demi oğlum?
-Sağlıklı gelsin inşallah. İkisininde büyüdüğünü göreceğiz.
***
-Adı Oğuzhan olsun. Adı gibi yaşasın. Güçlü olsun şanlı olsun. Soyu kendi gibi şerefli olsun.
-Aminn. Allah bir de kız evladı nasib eder inşallah.
- Onun da adı var aklımda ahahhah. Zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorum Kiraz. Havalar hep sıcak. Renkler canlı. Yemeklerim sıcak evim şen. Varlığım yaşam dolu, sen dolu. Ahh Kiraz sensiz her yer azap dolu bana sen varken şenlik var her gün. Çok soğuk karanlıktı buralar.
-Yangın her gün ruhumda zihnimdeydi. İyi ki geldim yanına Ali. Geceler derin ve aydınlık varlığım anlam kazanıyor onlarla.
***
-Ali, Ali’m. Bir kez daha baba oluyorsun.
-Kiraz, Kiraz’ım daha beni ne kadar mutlu edeceksin. Şenlendirdikçe şenlendiriyorsun beni. Yaradanın lütfu oldun ömrüme. Daha ne isterim yaradandan hiç bilmem. Seni istedim. Verdi. Yaradan ne çok seviyor ki beni seninle ve senden üç evlatla şereflendirdi beni. Ellerini öpsem ayaklarına kapansam ne kadar sürer bu mutluluk. Bir buçuk senede binlerce hayatın mutluluğunu yaşadım seninle.
***
Ali, Ali’m çok hasta. Bir anda düştü yataklara. Kıvır kıvır saçları döküldü önce. Gözleri cam gibi ışıldayan gözleri sönmeye başladı. Sirozmuş hastalığının adı. Gülüyor daha.
-Kiraaz çatma kaşlarını. Kızarmasın gözlerin. Bak Atatürk’ün hastalığına yakalanmışım. Ülkücüyüm ben kızım, hastalığım bile afilli.
-Napayım sen böyle elin Alamanyalarında hasta iken fındık mı kırayım?
Doktorlar konuşurken duydum. Çok hastaymışım. Yakında ölürmüşüm. Kiraz bilmiyor dillerini anlamıyor çok şükür. Yavrularım ne yapacaklar? Daha biri doğmadı bile. Adını dahi koyamadım. Tanıyamadım onu. O beni tanıyacak mı? Biri elinde biri kucağında biri karnında. Kiraz napacak?
25 gün oldu Ali yatağa düşeli. Günden güne eriyor. Esmerce Ali. Boylu poslu delikanlı Ali. Kara kaşlı kara gözlü hilal bıyıklı Ali. Ali'nin gözleri ışıldamıyor artık. Ali gülüyor. Ali, Ali’m. Doktorlar iyileşeceğini söylüyormuş öyle diyor Ali. İyileşecek Ali. Kıvır kıvır saçlı, ışıl ışıl gözlü Ali, Ali’m.
-Kiraaz. Kiraaz. Kirazz.
-Buradayım Ali.
-Kiraaz, Kiraazz
-Ali, Ali’m bak buradayım.
-Kiraaz. Hangi mevsimdeyiz?
-Bahar geliyor Ali.
-Kiraz serası nasıldır şimdi? Çiçeklerini açmış mıdır? Kiraz ağaçları yapraklarını dökerken sen ben çocuklar gezinelim altında. Bol bol Kiraz toplayalım bu sene. Kiraz ağaçlarını görelim. Sonra evimize dönelim olur mu?
26.gün
-Kiraaz, Kiraaz
-Efendim
-Kiraaz, Kiraaz
-Alii, Alii buradayım bak
-Kiraaz gitme
-Bir yere gittiğim yok, buradayım bak
-Yok yok gitme, geri gitme köye
-Yahu niye gideyim buradayım
-Gitme Kiraaz beni bırakıp gitme
-Ali yanındayım buradayım gitmem bir yere
-Beni bırakma Kiraz, çok soğuk buralar kimsesizim buralarda gitme
27.gün
Ali bugün daha iyi gibi. Sayıklamadı, ateşlenmedi.
-Kiraz.
-Efendim Ali
-Maaşımı verirler. Çocuklar için devlet ödenek sağlar. Burada hem sana hem çocuklara bakarlar. Ben ölünce gitme Kiraz. Dönme oraya. Yuvamız burada burada. Ağlama Kiraz. Kendimi iyi hissetmiyorum. Öleceğimi biliyorum. Doktorlar da öleceğimi söylüyor. Aralarında konuşurlarken duydum. Ağlama Kiraz. İçim rahat. Yaradan bana seni ve senden üç evladı verdi. Yokluğumda dahi seni bulacağım Kiraz. Ölümümde dahi gözlerinde gördüğüm yaşamla dolacağım.
Ali Kirazın yaşam dolu gözlerine bakarken; Kiraz Ali’nin sönen gözlerinde ölümü gördü.
Ali öldü.
Kiraz elinde bir çocuk, kucağında bir çocuk, karnında bir çocuk, yanında bir tabutla geri döndü.