-Yavrum, sana bir şey anlatacağım şimdi. Ama bu ailem için çok önemli bir sır.
- Hayatım, istersen anlatma ailenin o kadar özeline girmen doğru olur mu?
-Sen de benim ailemsin sorun olmaz.
- Hatırlıyor musun bu dört büyükler var demiştim.
- Evet hayatım hatırlıyorum.
-Hah işte mevzu onlarla ve onların dedesi ile başlıyor.
-Kafam karıştı yine baştan açıklasana şu skalayı.
-Tamam şimdi dedemin babası bu dört büyüklerden. H buba deriz. Şerefsizin tekiymiş. Neyse duygularımı kenara bırakıyorum. Bunun üç tane bacısı varmış. E aba, Ş aba ve H aba. Yanlış bilmiyorsam H abam başka anadan. En küçükleri. Hâlâ hayatta olanları. H abam aynı zamanda benim anneannemin annesi. E abam da annemin babasının annesi. H bubam da babamın babasının babası. Akraba evliliği gibi. Klan içinden evlenmişler hep. Bu dörtlü çocuklarını evlendirmiş onlardan sonraki kuşakta çocuklarını. Neyse mevzu baba tarafından ilerliyor. Yani benim bildiğim kadarıyla. Bu dörtlünün babaları var. B. Bu B ağanın iki lakabı var. Topal B, Guyuya Gavur yuvarlamış B diye. Çok fena, çok arsız bir adammış. Bunların hepsi öyle gerçi. Zalim hepsi. Neyse. Guyuya Gavur Yuvarlamış B’nin babası var. Hoca V. Bu adamla başlıyor mevzu. Hocaymış. Evliya diyenler de var. Bu adam çok mübarek adammış. Öyle diyorlar. Tabi ben pek inanmıyorum buna da neyse. Bu adam tren yolunda ölüyor. Trenin altında kalmış. Öldüğü sıra etrafa ışık saçılmış. Neyse ondan sonra bu adamın soyundan olanlara Hocalar demişler.
- Ee sen üfürükçü demiyor muydun? Haaha
- Ya öyleler bence. Öyle sanıyordum. Sonrasında bizim iş ciddiye binince ben bir işkillendim.
- Ne alaka ki bizle?
-Ya şimdi evlilik vs o durumlardan dolayı diyorum
-Eee, hayatım evlilik teklifimi kabul etmemek için mi uğraşıyorsun?
-Yok yavrum öyle değil bir dur anlatayım.
- Tamam devam et
- Neyse işte bu Hoca olan oğlu guyuya gavur yuvarlamış B’ye beddua veriyor. Guyuya Gavur yuvarlamış fena bir adammış. Gavur yuvarlama mevzusu da biliyorsun bizim köy Ermeni köyüydü. İrmeni derler, ben öyle devam edicem anlatmaya. Neyse İrmeniyi görünce bunun erkekliği tutmuş. Asi ya bu, babasına ters gelecek ya. İrmeniye efelenmiş. İrmeni de geri durmamış tabii. Güya İrmeni bizim köye gelemezmiş. Lan adamın da köyü zaten. Neyse itiş kakış derken adamı guyuya yuvarlamış. İrmeni de guyuya düşünce orada lanet etmiş buna. Allah’ın adaleti bu ne olursa olsun haklıya hakkını verir. İrmeni orada ölmüş tabii. Sonra bu köye gelmiş övünüyor aklı sıra. Babası Hoca razı olmamış duruma. O da helal etmemiş hakkını. Gönül koymuş. Asi durur tövbe eder mi? Yok. Gitmiş burnunun dikine. Gel vakit git vakit yine yolu düşmüş o guyuya. Kabarmış, keyiflenmiş halt sanmış kendini. Nasıl da aldım gavur canı demiş. Allah razı olmamış tabii buna. O sıra ayağı kaymış bunun. Düşmüş guyuya. Kırmış bacağını. Köylüden biri fark etmiş bunu çıkarmış. Topal kalmış. Yine de af dilememiş babasından. Hoca V ölmüş. Bu Guyuya Gavur yuvarlamış B’nin hanımı var. Onun lakabı da çok ilginç. Yukarı aba diyorlar. Evi yukarıda olduğundan olsa gerek ben de tam bilmiyorum bunu. Neyse. Bu Guyuya Gavur yuvarlamış ölüyor tabii. Daha ne fenalıklar zalimlikler yapmış da orası Allah ile olan hesabına kalsın. Neyse H Bubam var. O da fena, zalim. Onun bir lafı var Kurttan kuzu, kuzudan kurt doğar diye. Ben bu sülalede daha kuzu doğduğunu görmedim. Hepsi zalim. Vicdansız. Neyse Dört büyüklere geldi sıra H buba köyün ağasıymış. Çok zenginmiş. Köy onunmuş. Dedem de çobanlık yaparmış onun sürülerine. Babası ya yaparmış. Ama ne bilsin bunlar babalığı. Ne bilsinler sevgiyi. Muhabbeti. Neyse. Dedemin gözleri çok iyi görmez. Ondandır köyde Kör B derler. Zamanında H ağa dedemi Ankara’ya getirmiş doktora. Doktor demiş gözleri görmese de zehir gibi kafası var diye. Dedem çok zeki adammış. Okuması yazması hiç yoktu. Ama rakamlardan efsane anlardı. Neyse dedem çobanlığa devam ettiği sırada bizim köyün orada Yamula barajı var. Eskiden yoktu. Kızıl ırmağın bir kısmı vardı. Orada Ermeni mağaraları vardı. Eskiden mâbetmiş oralar. Yedi cin ini varmış. İç içe yedi mağara. Dedem o gece orada kalmış. O gece gelmişler dedeme. Demiştim ya Dedemin dedesi Guyuya Gavur Yuvarlamış B’ye İrmeni lanet etmişti diye. Lanet dedeme tutmuş. Bunlar adaştı. Bilerek kendi adını vermiş dedeme. Lanetten kurtulmak için. İşte böyle zalim bunlar. Neyse olmuşlar bunlar dedeme musallat. Dedem horantasını toplayıp şehre kaçmış. Az zaman sonra orası barajın suyu altına kalmış. Dedem sanmış bıraktılar peşimi. Hacca gittiği bir vakit dağa çıkmışlar. O gece kaldıkları mağarada tekrar gelmişler dedeme.
-Hayatım bizle alakası tam olarak ne?
-Lanetin içeriği gelip görünmeleri değil. Lanetleri şu, eğer birini çok severlerse o kişi onlardan önce ölür. Ardından çok uzun yıllar yaşamayla cezalandırılırlar.
-Hayatım inanmıyorsun değil mi?
- Ya işte öyle düşünüyordum ama bir dinle Guyuya Gavur yuvarlamışın eşi önce öldü. H bubamın eşi Yukarı abam önce öldü. H bubam 120 yaşını aştı. E abam 95i aştı. Ş abam 80lerini aştı. H abam 95i aştı hâlâ yaşıyor. Kocası öleli 15 seneyi geçti. Dedem öleli 6 sene oldu karısı yaşıyor.
- Yine aynı noktadayız. Diyelim ki lanet sende de var ne değiştirir ki bu?
- Ben bu yükü taşıyamam. Sensiz yıllarca yaşayamam. Bir gün dahi yaşayamam.
- Kafam karıştı onca şeyi niye anlattın?
- Olmaz demek için. Kim daha çok severse ya da bu ailede kim severse cezalandırılıyor.
- Mantıklı değil dediğin. Ölümü yaşamı ancak Allah bilmez mi?
- Orası öyle ama bu olanları da düşününce…
- Diyelim ki öyle bu lanet var. Sanmıyorum da. Ne malum benim seni daha çok sevmediğim?