Hece, kilo, testere
Ek zorluk kullanılmıştır
Okuyacağınız satırlar Erva Betül Kalaycı’nın 2025 senesindeki iki aylık elektrik kesintisi döneminde günlük niyetine kaydettiği seslerin yazıya dökülmüş hâli olup tarihî belge niteliği taşımamaktadır.
Kesinti Kayıtları – 1.Kayıt – 4.Gün – 05.04.2025
-Işık yanıyor mu?
-Evet evet yanıyor, konuşabilirsin.
-Tamamdır. Teşekkürler anne, sen çıkabilirsin.
-Aa… şey… tamam. Çıkıyorum o zaman. Bir şeye ihtiyacın olursa seslen. Kapıyı kapatayım mı?
-Evet lütfen.
Çat
Merhaba gelecekteki ben, kesinti günlüklerimin birincisiyle karşındayım. Birincisi diyorum çünkü herkes bunun oldukça uzun süreceğini iddia ediyor. Ama dur. Madem söze kesintiyle girdim ne olduğunu en başından anlatayım.
Bir hafta kadar önce elektrik gün içerisinde defalarca gidip gelmeye başlamıştı. Hatta bazen o kadar çok gidip geliyordu ki evdeki beyaz eşyalar bozulmasın diye şarteli günün çoğunda açmıyorduk bile. Sadece bizim bölgemizde olan bir şey değildi. Hatta sadece Türkiye’de bile değildi. Ama kimse neler olduğuna dair bir açıklama yapmadı. Dört gün önce, elektrik tamamen gitti ve o günden beri de bir daha gelmedi. Kesintinin nedenini tam olarak bilmiyorum, evdeki herkes farklı bir şey söylüyor. Babam Dünya’ya çok yakın geçen bir meteorun her şeyi etkilediğini, annem bunca teknoloji için gereken elektriği üretmeye artık teknolojimizin yetmediğini iddia ediyor. Ablam daha da başka bir şey söylüyor: Bunun bir oyun olduğunu, Amerika’nın, Avrupa ülkelerinin hepsinin şu an elektriğe sahip olduğunu ve bizim gibi ülkelerde kasten kesildiğini. Açıkçası ben, bu konuda pek düşünmedim. Gerçek neyse, elektrikler geldikten sonra, açığa çıkacaktır.
Neyse. Ben ne anlatacaktım? Heh evet. Bugün sana-bana-kendime-dinleyen her kimse ona, bu kayıtları almayı nasıl düşündüğümü ve kesintiyle ilgili düşüncelerimi anlatacağım. Öncelikle, eğer beni tanımayan birisi iseniz, “Neden herkes gibi günlük tutmuyorsun?” diye soruyor olabilirsiniz. Cevabım şu; ben körüm. Bunu dert ettiğim sanılmasın. Karanlık bir dünyanın içinde doğmuş olabilirim ama benim dünyam –görenlerin tarifine dayanarak söylüyorum- apaydınlık. Tabii, zorlukları da oluyor. Ama bu zorluklar benim durumumdan çok etrafımdaki insanlardan kaynaklı oluyor genellikle.
Bu konuyu konuşmayı çok sevmiyorum. O yüzden direkt günlük tutma fikrimden bahsedeceğim. Az önce de söylediğim gibi günlerdir elektriğimiz yok. Bu da telefon, internet, televizyon hatta radyonun bile çalışmaması demek. Gerçi pilli radyo çalışıyor ama içinde yayın yok.
Tabii durum bu olunca ben de biraz sıkıldım. Yapacak bir şeyler arıyordum. Sonra aklıma günlük yazmak geldi. Normalde telefondan sesimle yazdırarak günlük tutuyordum ama düzenli bir şekilde yazdığımı söyleyemem. Ses kaydı olayının nasıl ilerleyeceğini de zamanla göreceğiz galiba.
Her neyse, ben bu günlerin kaydedilmesinin çok önemli olduğunu düşünüyordum. Bilirsiniz… Tuhaf zamanlara dönüp bakmak ve o dönemde nasıl yaşadığınızı görebilmek için. Mecâzen. Bu düşüncemi erkek kardeşime anlattım ve benim söylediklerimi yazıya dökebilir mi diye sordum. Ama o, yazmak istemedi. Kendisi biraz mızmız ve ortaokula gitmesine rağmen hala heceleyerek okuyor. Yazmak konusunda da pek iyi olmadığını tahmin ediyorum. Bu yüzden ona ısrar etmedim.
O sırada ablam da odadaydı. Ona sormaya gidecektim ki annem araya girdi. “El yazısıyla yazılsa senin için ne anlam ifade edecek ki? Ses kaydı al istersen. Bende pilli ses kayıt cihazı vardı,” dedi. Tabii ben çok sevindim. Anneme sarılmak için hemen ona doğru gittim ama bu cihazı aramak için çoktan odadan çıkmıştı. Birkaç dakika sonra pilleri dolu halde ses kayıt cihazıyla geri geldi. Bu dün yaşanmıştı. Ben de dünden beri neler söyleyeceğimi toparlıyorum kafamda. En çok da kesinti hakkında ne düşündüğümü, ne hissettiğimi düşünüyor, bunları anlatmak istiyorum.
Bir süredir, eğer elektrik olmasa nasıl bir dünyada yaşardık, diye merak ediyordum. Galiba kardeşimle beraber “Revolution” dizisini izlediğimizden beri. Tüm o sahneleri sadece dinleyerek anlamak pek kolay değildi ama bana hayal kurmak için çok güzel bir imkan sunmuştu. Tabii elektrik kesintisi sonucunda öyle bir dünyada yaşayacak olmak fikri pek çekici değildi.
Sonra, “Gurur ve Önyargı” kitabını dinlediğimde hayatımın tam olarak böyle olmasını istediğimi fark etmiştim. İnsanların birbirleriyle kurduğu bağlar, bir döngü halindeki misafirlikler, balolar, danslar, dedikodular, atlara binip yolculuklar yapmak, piyano öğrenmek… Bunların hepsini yapabilecek durumda olmadığımı biliyorum tabii ancak hep öyle bir devire ait olduğumu düşünürdüm. Hâlâ da düşünüyorum aslında. Ve belki bu kesinti bizi böyle bir çağa götüremez ama en azından çevremizdekilerle daha iyi iletişim kurmamızı, hayatı daha dolu dolu yaşamamızı sağlayabilir diye umuyorum.
Daha da devam etmek isterdim ama elimizdeki pil stoğunun bitmemesi için günlüklerimi çok uzun tutamayacağım gibi görünüyor. Evet… Stok yaptık. Herkes gibi bulabildiğimiz her şeyi satın alıp evimize yığdık. Fabrikalar genelde elektrikle çalıştığı için üretimler azalabilir. İhtiyaçlarımızı almak zorundaydık. Babamın anlattığına göre marketlerde çok büyük izdiham yaşanmış. Galiba… kesinti bir yönüyle kötü etkiye sahip.
Kesinti kayıtları 2 - 7.gün - 08.04.2025
Babam bugün eve son derece üzgün halde geldi. Tabii hepimiz nedenini anladık ama yine de bize anlatmasını istedik. Uzun uzun yakındı. Onun sesini böyle duymak gerçekten çok zordu. Bilmeyenler için; babamın ismi Erdem. Mobilyacılık yapıyor. Lisede okulu bırakıp ailesine destek olması gerekmiş. O da bir mobilya ustasının yanında işe girmiş. Yıllar boyu çıraklık yaptıktan sonra kendi iş yerini açmış.
Babamın ustası teknolojik yeniliklere hep karşı çıkarmış. “Bu gavur işi şeylere gelişmişlik diyorlar. Bunlar adamı yarı yolda bırakır,” tarzı şeyler söylermiş. Babam da çok sinirlenirmiş. O yüzden kendi iş yerini açtığında her şeyi son teknoloji almış. İşte sorun da burada ortaya çıkıyor. Bu aletlerin çoğu elektrikle çalıştığı için artık hepsinin eski versiyonunu bulması gerekiyor. Bir haftadır gezmediği yer kalmadı. Neredeyse her şeyi de buldu. Testere hariç.
Eskiden olsa internetten bakar, gerekli kişileri arar, bir şekilde testere bulurduk babama. Ama şimdi internetimiz de yok telefonlarımızın şarjı da. Ayrıca neredeyse kimsenin ev adresini bilmiyoruz. Nerden bilelim ki? Bu yüzden babamın, testere satan tanıdıkları olabilecek kişilere arabayla gitmesi gerekiyor. Bunu diyeceğimi hiç düşünmezdim ama neyse ki arabamız elektrikle çalışmıyor. Üzgünüm Elon Musk.
Her neyse, babam yarın sabah testere bulmak için yola çıkacak. Ne kadar süreceğinden emin değiliz ama on gün boyunca hiçbir yerde bulamazsa daha fazla aramadan eve döneceğini söyledi. Annem tek başına gitmemesi gerektiği konusunda ısrarcı oldu. En sonunda ablamla beraber gitmeye karar verdiler. Onlarla bu kadar uzun süre konuşamayacak olmak korkunç gerçekten.
Kesinti kayıtları 3 – 17.gün – 18.04.2025
Gideli on gün olmasına rağmen babam ve ablam henüz dönmediler. Onların gidişiyle beraber sıkıntım daha da arttı. Komşular sürekli bizim eve geliyor ve bizi evlerine davet ediyorlar. İlk birkaç gün kendimi gerçekten de “Gurur ve Önyargı” kitabında bir karakter gibi hissettim. Hatta erkek kardeşim Ahmet’ten bana kitabı okumasını istedim. Kabul etti. Tabii annem de ben de çok şaşırdık. Galiba bilgisayar oyunlarının olmadığı bir dünyada kardeşine istediklerini yaptırmak daha kolay oluyor. Ama ufak bir sorun var: Ahmet’in okuması.
Başta çok umursamadım. Onun hece hece okuduğu kelimeleri kendi içimde birleştirerek dinliyordum ve –sesli kitap sitelerinden dinlemekle aynı derecede olmasa da- Miss Elizabeth’i, Mr. Darcy’i, büyük bir baloda olsam duyacağım müzikleri, fısıldaşmaları, dedikoduları hayal etmeye çalışıyordum. Ancak bir süre sonra bu hecelerin her biri sanki küçük iğnelermişçesine sinirime batmaya başladı. İçimden düzelttiğim kelimeleri artık dışımdan düzeltiyordum. Bu yüzden Ahmet’le kavga ettik. İki gündür de konuşmuyoruz.
Komşulara gitmek de gerçekten zor bir iş. Sürekli saçma sapan muhabbetlere maruz kalmak, annemin devamlı çalışmasının gerekmesi… Ama benim için bardağı taşıran nokta kilomdan bahsetmeleriydi. Aslında güzel kızmışım da biraz kilo versem çok daha güzel olabilirmişim de… Neler neler konuşuldu.
Benim ortaokula kadar kilo konusunda bir problemim yoktu. Kilolu olmak nedir, zayıf olmak nedir, hangisi daha iyidir bilmiyordum ki! Sonra, orta okulun sonlarına doğru sınıftaki bir grup çocuk benimle dalga geçmeye başladılar. Kör olmamla dalga geçemiyorlardı. Çünkü onlar bile körlükle dalga geçmenin doğru olmadığını algılayabilecek zihinsel düzeydeydiler. -Ya da öğretmenimiz sınıfta ben yokken herkesi uyarmıştı. Oyumu ikinci seçenekten yana kullanıyorum.- Ama kilomla sürekli dalga geçiyorlardı. Ben kilolu biri olduğumu da bunun kötü olduğunu da onlardan öğrendim. Ve zaten düşük olan özgüvenimin daha da düşmesinde, sonuç olarak da kendi kabuğuma çekilmemde de büyük bir payları oldu.
İşte bu yüzden birileri kilomla ilgili yorumlar yaptığında hep sinirlenirim. Bu sefer de öyle oldu. Kilomla ilgili konuşmaya başladıklarında kendimi olabildiğince tutup öyle yaptığımda gülümsediğim söylenen yüz hareketini yaptım. Hatta belki kendimi kastığım için fazlasıyla yapmış da olabilirim. Ama sonunda “Siz insanların kilosu hakkında nasıl bu kadar rahat konuşuyorsunuz?” deyip sinirle oradan ayrıldım. Galiba bir süre komşuculuk oynayamayacağız.
Acaba Jane Austen’ın yaşadığı dönemde de böyle olaylar oluyor muydu? Oluyorsa bunlara skandal denebilir miydi?
Kesinti kayırları 4 – 42.gün – 13.05.2025
Merhabaa! Günlerdir ses kaydı yapmak istiyordum ama bir türlü diyeceklerimi toparlayamadım. En son babam ve ablamın testere almak için gittiklerini ve on gün olmasına rağmen dönmemelerini anlatmıştım sanırım. Heh, onlar geri döndüler. Ama ne zaman? Gittikten bir ay sonra! Bir koca ay! On dördüncü gün olduğunda annem, Ahmet ve ben evde kafayı yemeye başlamıştık. Yaklaşık on sekizinci gün evimize bir mektup geldi. Anlaşılan, yola çıktıktan birkaç gün sonra arabamız bozulmuş. Babam ve ablam günlerce onun için uğraşmışlar. Babam geldiğinde annem neden bu kadar geç haber verdiğini sordu. Meğerse babam mektubu gidişinin –en fazla- yedinci gününde yazmış. Ama şu an herkes mektuplaşarak haber kurmaya döndüğü için postaneler çok meşgulmüş. Dolayısıyla bizim mektubumuz da çok geç dönmüş.
Kesinti kayıtları 5 – 48.gün – 19.05.2025
Bu ses kaydını neden açtığımı bile bilmiyorum. Hiçbir şey olmuyor. Hiç-bir-şey. Günlerdir evden dışarı çıkmadım. Hatta neredeyse odamdan bile çıkmadım. Annem, misafirlerin yanlarına uğramam konusunda ısrarcı. Artık kilomdan da bahsetmiyorlar. Ama “onun oğlu bunu yapmış, şunun kızı onunla evlenmiş” muhabbetleri beni o kadar sıkıyor ki. Bu kadınlar bunca şeyi nasıl öğreniyorlar? Ve nasıl, hayatlarının tek anlamı buymuşçasına, konuşabiliyorlar?
Geçen gün ablam “Gurur ve Önyargı”yı bana okumayı teklif etti. Bir süre okuduktan sonra daha fazla okumasını istemediğimi söyledim. Gerçeğine biraz yaklaşmış olmak bile oradaki insanların can sıkıntısını anlamama yetti sanırım. Şimdi kitaptaki her bir karakter için -yalancı Wickham için bile- merhamet besliyorum.
Ama en azından kardeşler arasındaki bağlılık konusunda kitaba hak veriyorum. Ahmet’le ve ablamla şimdi her zamankinden daha iyiyiz. Hatta ablam Ahmet’e heceleyerek okuması konusunda yardım teklif etti. Ahmet de kabul etti!
Kesinti kayıtları 6 – 55.gün – 26.05.2025
Harika bir haberim var! Herkes elektrik sistemlerinin yakında tamir olacağını söylüyor. Mahalleden Emine Hanım’ın oğlu birkaç günlüğüne Ankara’dan gelmiş. Onun da arkadaşı önemli bir mevkide çalışıyormuş. Arkadaşı ona, diğer ülkelerin başkanlarıyla bir görüşme yapıldığını ve yakında elektriklerin gelebileceğini söylemiş! Ne kadar doğru bilmiyorum ama duyduğumda mutluluktan neredeyse ağlayacaktım.
Kesinti kayıtları 7 – 59.gün – 30.05.2020
Az önce elektrik gelip geri gitti! Neredeyse bir dakika boyunca elektrik vardı! Galiba haberler doğru. Elektrik geliyor!