Işığın yanıp söndüğü, zaman zaman anlamsız sözlerin yankılandığı çok da geniş olmayan uzun bir koridorda yürüyorum. Yalnız değilim. Sağımda ve solumda gardiyanlar eşlik ediyor bana. Sağımda ve solumda benimle birlikte yürüyen gardiyanlardan başka kalın ve üzeri numaralı kapılar görüyorum. Ürküyorum şimdiden. Yavaş yavaş solurken midemi bulandıran kokuyu tarif edecek kelimeyi bulamıyorum. Geldiğimizi durmamızdan anlıyorum. Hücrem,koridorun sonunda sağ taraftaki 56 nolu hücre. Gardiyan elindeki anahtarla kalın kapıyı açtıktan sonra içeri girmemi söylüyor. Zorluk çıkarmaya hiç niyetim yok. Dayak yemekten morarmadık yerim kalmadı. O karanlık ve daracık yerde hayatta kalabilmek için hayal kurarken biraz kendinde olan bir zihne çokça ihtiyacım olacak. Zihnimi bedensel acıyla yoramam. Zaten hüküm belli bana göre. sadece iki dudak arasından çıkmamış daha .Nasıl olsa yarın o da olur. Suçsuz olduğumu bir kez daha söyledikten sonra içeri giriyorum.Kendimi inandıramadım.Bari gardiyanları inandırayım dedim. Bunu söylerken yüzlerine bakmamakta kararlıyım. Çokça işittikleri bu laftan sonra usanmış bir yüz ifadesi takınacaklarını çok iyi biliyorum. Kapı kapanıyor, etraf zifiri karanlığa bürünecek.
Oturuyorum soğuk olduğuna emin olduğum zemine. Başımı iki elimin arasına , dizlerimi de karnıma doğru çektikten sonra geç de olsa yaptıklarımı düşünüyorum bir bir.Keşkeleri sıralıyorum önce.Pişmanlığımı gizlemiştim gardiyanlardan,sevdiklerimden,hakimden,herkesten.Bazen yalnız kaldığımda söylüyordum kendime pişmanlığımı.Yalnızım şimdi .Hepsini söyleyebilirim sansürlemeden.Keşke doğruluğuna emin olmadığım bir fikrin peşinden körü körüne gitmeseydim, keşke sevdiklerimin bana dediklerini dinleseydim. Keşke bu kadar ileri gitmeseydim de iki üç yıl hapis yatıp çıksaydım. Keşke yaşamak ve yaşatmak için çabalasaydım, ölmek ve öldürmek için değil. Bunlar gibi birçok keşkeyi sıraladıktan sonra başımın ağrıdığını fark ediyorum ve hemen beni esir alan düşüncelere bir son veriyorum. Kendi varlığımı hissedebilmek için iyi ve güzel şeyleri gözlerimin önüne getirmeye çalışıyorum. Buna ihtiyacım var.Bir de ölmeden önce gözümün önüne getireceğim en son hatırayı seçmem gerek. Bunun için çalışmalıyım biraz. Gözlerimin önüne odamdaki kitaplarım, pencere önünde yoğurt kovasında yetiştirdiğim fesleğen, kitap okurken bana şaşkın şaşkın bakan küçük kızım, yazdığım yazılar, duvardaki posterler geliyor.Ama bunlar yetmiyor bana.Fesleğenime dokundukça ellerime sinen kokuyu içime çekmek ,küçük kızıma doyasıya sarılmak istiyorum. Kitaplarımın karşısına oturup çay içmek istiyorum. Bunları düşündüğümden olsa gerek gözümden yaş geliyor. Tutmuyorum göz yaşlarımı, silmeye de kalkışmıyorum. Ağlamak iyi gelirdi belki bana. Ağladıktan sonra uyurdum biraz.Dinlenmiş bir şekilde giderdim ölüme hiç olmazsa.
Ne kadar uyuduğumu hatırlamıyorum. Rüya da görmedim. İyi şeyler görebilirdim halbuki. Ellerimle gözlerimdeki çapakları siliyorum. Ayağa kalkıyorum esneme hareketleri yapmak için daracık hücrede. Oldukça zorlanıyorum.Birkaç defa tebessüm ettim duvarlara. O kadar içten tebessüm ettim ki çatlakların arasından bir fesleğen ya da neden tebessüm ettiğimi soran bir not çıkabilirdi. Saatin kaç olduğunu bilmiyorum. Hücremde belirsizlikle baş başayım. Gençken belirsizlikte umut olduğuna inanırdım. O yüzden katlanırdım ona. Şimdi nefret ediyorum belirsizlikten. Tüm karmaşıklığıma rağmen kesin bir şeyler olsun istiyordum hayatımda .Suçumu kabullenerek başlıyorum. Kesin suçluyum. Gardiyanlar haklı.
Öleceğim de kesin. Alarmı duydum çünkü. Gardiyanlar birazdan gelip çıkaracaklar beni buradan, çatlaklarından yeşillerin filizleneceğini umduğum duvarın önünde kurşuna dizileceğim.Kapı açılıyor.Işığı birden görünce gözlerimi koruyorum ellerimle. Yavaş yavaş alıştıktan sonra ayağa kalkıyorum.Gardiyanlar hala sessiz. Geldiğimden beri tek kelime etmediler. Dilsiz olduklarını dahi düşündüm. Sordum da bunu. Yine sustular. Koridoru daha hızlı geçtik bu sefer. Duvarın önüne fırlattılar beni.Bana karşı tüfek doğrultanlara bakmıyorum.Bakışlarımı yere çiviliyorum.. Yaşatmamıştım hiçbir insanı onlar da beni yaşatmak için hiçbir neden bulamıyorlar diye düşündüm.Sonra düşünemedim bir daha .Öldüm galiba.
*Hikaye uzatılabilir diye düşünüyorum.Bazı noktaları açığa kavuşturmadım çünkü.